Hikemiyat:

Yazıdaki Varlık

Alfred North Whitehead: “Tüm bir Batı felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir.” dediğinde bizler, Türkiye’de, İstanbul’da yaşayan insanlar için bu söz ne anlam ifade etmişti?..

Seaweeds

Çıktı

"Kadıların gözbebeği" Hemedani'den

50 TL Üzeri Alışverişlerde Kargo

Ücretsiz!

Hikemiyat - Yazıdaki Varlık

Tanıtım broşürümüzü inceleyin

Tadımlık kesitler ile iyi kitaplara göz at, kitabın kokusunu al, okumanın tadına var

keşfet

"yazıdaki varlık"ı

Online kitap

mağazalarında:

 

NEDEN YAZIDAKİ VARLIK?

Alfred North Whitehead: “Tüm bir Batı felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir.” dediğinde bizler, Türkiye’de, İstanbul’da yaşayan insanlar için bu söz ne anlam ifade etmişti? Platon gözümüzde daha da büyümüştü muhtemelen. Çünkü söyleyen de bir Batılı idi. Batılı idi ama Whitehead haklıydı da. Çünkü Platon’un hakikat için parmağını yukarı kaldırmasına kızarak; onun, insanları dünyadan uzaklaştırdığını, onlara zâhidâne bir yaşam tarzı telkin ettiğini düşünen ve ömrünü neredeyse Platon’la kavgaya adayan Friedrich Nietzsche dahi Platon’un tesirinden kurtulamamıştı.

Yine son dönem felsefe tarihi uzmanlarından Pierre Hadot’nun söylediklerine bakarsak Antik Yunan’da Platon ve öncesinde felsefe denilince tıpkı bir dervişin seyr ü sülûk çıkarması gibi belirli âyinler göze çarpıyordu: Gizlice toplanan meclisler, hocasının iki dudağı arasından çıkacak “söz”e teşne müridler... Platon, hocasının notlarını yazıya geçirerek aslında kendi metinlerinde de bahsettiği üzere “yazıdaki varlık”ın da önünü açmış oluyordu. İslâm âlemine taşındığında ise Arapça’da “p” harfi bulunmadığından ve sessiz harfle söze  başlanmayacağından kendisine Eflâtun denilmekle kalınmamış; bir de el-İlâhî nisbeti eklenmişti.

Böylece İslâm âleminde Eflâtun el-İlâhî olarak tanınmış bu büyük hakîm kendine mühim bir yer edinmişti. Ancak “biz”ler -eğer varsa birinci çoğul kipiyle ortaklaşa kullanabileceğimiz kimseler- tasavvufta kendisine Şeyh-i Ekber unvanı verilmiş İbn Arabî’nin Eflâtun el-İlâhî için söylediği sözlerden dolayı ona dikkatimizi çok daha önceleri yöneltmemiz gerekmez miydi? Ne diyordu Şeyh-i Ekber: “Eflâtun’a hakîm/feylesof  denildiğine aldanmayın,  kendisi ehl-i zevktendir.”  

Hikemiyat; çünkü varlığı sözden yazıya kaydıran ve metinlerin önünü açan Eflâtun-ı İlâhî yazıda kalmamış; yazıdan söze, sözden zihindeki tasavvura ve tasavvurdan varlığın ta kendisine ulaşmayı hedeflemişti. Gelgelim insanların değil “Varlık”ı; zihni, sözü ve hatta yazıyı unuttuğu bir çağda Hikemiyat kuruldu: “Varlık”ı en alt mertebede tenezzülü olan yazıda korumak için... Ve böylece “yazıdaki varlık” yine zuhur etti: Kim bilir belki bir gün yazıdan söze, sözden zihne, zihinden de “Varlık”ın ta kendisine yol bulunur diye...

Hikemiyat

Evet!.. Özel indirim kuponları, yeni kitaplar ve daha fazlası için haberdar edin

 

Telif hakkı © 2020 Hikemiyat

Yazıdaki Varlık   

Tüm hakları saklıdır.